19 Aralık 2013 Perşembe

1 FİLM 3IDIOTS - RAJKUMAR HIRANI

Black filmini izledikten sonra bütün Hint filmlerini özellikle öne çıkanları izlemeye karar verdim ve çok beğenilen 3 idiots (3 ahmak) filmini izledim.




 ,   ,  
170 Dak.

IMDB Puanı   8,3

Hindistan' ın en iyi mühendislik okuluna başlayan öğrencilerin sisteme karşı girdikleri mücadele anlatılıyor filmde. Filmin başrolünde Ranco (Aamir Khan) var ve genel olarak onun üzerinden gidiyor senaryo. Çünkü diğer karakterler onun sayesinde sistemin yanlışlığının farkına varıyor. 



Filmde beğenilecek o kadar çok şey var ki. İlk olarak dediğim gibi konu çok iyi ve ülkemizle çok benzerlikler gösteriyor. Bir yandan gülerken diğer yandan hüzünleniyorsunuz. Oyunculuklar çok iyi, herkes rolüne iyi oturmuş.Müzikler şahane hatta bazı bölümler tam bir müzikal tadında.Sonu çok değişik. Hiç beklemeyeceğiniz bir sonla bitiyor.

Filmden bazı cümleler;

"Sınav sonuçları böyle ifşa edilmemeli bence. Neden birinin başarısızlığı herkese ilan ediliyor ki? Eğer demir eksikliğiniz varsa , doktor size bunun için ilaç mı yazar yoksa bunu televizyona mı verir?"

"Arkadaşınız başarısız oluyor üzülüyorsunuz. Arkadaşınız birinci oluyor daha çok üzülüyorsunuz."

Ben de daha önceleri Hint filmlerine karşı önyargılıydım ama Black bile önyargım biraz gitti bu film ile tamamen yıkıldı.Kesinlikle diğer filmleri de izleyeceğim. Önerdiğiniz Hint filmleri var mı?

İyi Seyirler!

13 Aralık 2013 Cuma

2014 WISH LIST- DİLEK İSTEK LİSTESİ-1

Diğer blogumda daha çok bakım, kozmetik isteklerimi yayınlıyorum. Bu blogumda ise daha çok kitap, film, kırtasiye isteklerimi yayınlayacağım. Parça parça yayınlarım sanırım çünkü çok fazla okumak istediğim kitap var. Hadi başlayalım!

1473- Bedia Ceylan Güzelce
Bir Tuhaf Turta Davası- Alan Bradley
Tutunamayanlar- Oğuz Atay
1984- George Orwell
Puslu Kıtalar Atlası- İhsan Oktay Anar
Saatleri Ayarlama Enstitüsü- Ahmet Hamdi Tanpınar
Otomatik Portakal- Anthony Burgess
Mülksüzler- Ursula K. Le Guin


Körlük- Jose Saramago
Cümleten İyi Yolculuklar- Haydar Ergülen
Sesler- Ursula K. Le Guin
Az- Hakan Günday
Düzenboz- Başar Başarır
Konuşmayan Tavus Kuşu Camio- Berrak Yurdakul
Martı- Richard Bach
Koku- Patrick Suskind



Yeraltından Notlar- Dostoyevski
Küçük Kara Balık- Samed Behrengi
Varolmanın Dayanılmaz Hafifliği- Milan Kundera
Sineklerin Tanrısı- William Golding
Fahrenheit 451- Ray Bradbury
Kızım Olmadan Asla- Betty Mahmudi
Şibumi- Trevanian
Denizi Yitiren Denizci- Yukio Mişima


Bu sene bu kitapları okumayı planlıyorum. Devamı da gelecek=)

*Görseller internetten alınmıştır!

İyi Okumalar!

27 Kasım 2013 Çarşamba

1ALIŞVERİŞ

Avm' de gezerken D&R' a girdim. Zaten zamanım varsa gördüğüm her kitapçıya girerim bir şey almasam bile. Yine aklımda bir şey alma düşüncesi yoktu ama dayanamadım her zamanki gibi. 


Tesla ile ilgili az biraz bilgim var. Bu kitabı da ne zamandır istiyordum ama elimde çok fazla okunacak kitap olduğu için almıyordum. Görünce de "aman al gitsin" dedim.Yanında da ilk defa gördüm kahve temalı Faber Castell kalemleri ve Amos dry kalemi aldım. Faber kalemleri kahve kokuyordur düşüncesi ile almıştım ama kokusu yok. Sadece renkleri kahve tonları. Bunun dışında Orange ve Ocean temalı olanlar vardı. Amos kalem ise bildiğimiz kalemlerden farklı. Benzerleri gibi arka tarafa geçmiyor. Ben ders çalışırken belirli cümlelerin altını çok çizerim. Ama arka tarafa geçmesine sinir oluyordum . Şimdi bu sorun ortadan kalktı. Okudukça ve kullandıkça yorumlarım gelecek. 

İyi Alışverişler!

22 Kasım 2013 Cuma

1KİTAP ALLAH BENİ BÖYLE YARATMIŞ - PUCCA

Pucca' yı bilmeyen yoktur herhalde değil mi? Ben de biliyordum tabi ki ama kitabını daha yeni okuyabildim.


Bunu da indirimde diye aldım yoksa belki daha uzun süre okumayacaktım. Yalnız alırken sırasına bakmamışım, 3.' yü almışım. Pek fark etmedi sanırım çünkü bu daha öncesini anlatıyormuş.

Pucca bu kitabında Ankaralı adını verdiği birisinin üzerinden hayatının bir bölümünü anlatıyor. Aldığıma pişman olmadım, bir çırpıda okudum zaten. Yer yer üzüldüm yer yer çok güldüm. Bazı argo kelimeler rahatsız edici olabilir. 

Biliyorsunuz Pucca ilk zamanlarda kendini göstermiyordu. Yani ilk kitabını çıktığı an okuyanlar onun nasıl biri olduğunu bilmeden okudular bu yüzden herkes daha çirkin bir kız bekliyormuş. Ben Pucca' yı bilerek okuduğum için daha girişken, daha fena, daha havalı bir kız beklemiştim. Ama Pucca tam tersi çıktı. 

Bir de merak ettiğim bir şey var. Pucca kızımızın az biraz yalan söyleme huyu var. Hatta az biraz da değil biraz fazla ve çoğu da gereksiz yalanlar. Acaba anlatılanların bazıları da gerçek dışı olabilir mi diyorum. Bunu hiç öğrenemeyeceğiz galiba. 

Kitapta bahsettiği spikerin ve başrol oyuncusu sarışın kızın kim olduğunu çok merak ettim=)

Sonuç olarak beğendiğim bir kitap oldu.Tabi ki edebi bir kitap değil ama iyi vakit geçirmek için arada böyle kitaplar okumak iyi oluyor. Diğer kitaplarını da alacağım.

İyi Okumalar!

15 Kasım 2013 Cuma

1FİLM HÜKÜMET KADIN2 - SERMİYAN MİDYAT

Merhabalaar=)
Bugün Pazartesi gittiğim ama yeni yazma fırsatı bulduğum Hükümet Kadın2 filminden bahsedecğim.

*Görsel internetten alıntıdır


Filmin konusu, Sermiyan Midyat' ın gerçek babaannesinin Güneydoğu' nun ilk kadın Belediye Başkanı olmasına dayanıyor. Eğer ilkini izlemediyseniz direk 2.' yi izleyerek başlayabilirsiniz çünkü bu ilkinin 5-6 yıl öncesini anlatıyor. 

İlkini izlerken Vizontele izliyorum hissine kapılmıştım ama bu sefer, Hükümet Kadın 1' in devamını izliyorum dedim. İlkinde dram daha çoktu ama bunda neredeyse hiç yoktu desem yeridir. 

Ama bu filmin daha komik olduğunu kesinlikle söyleyebilirim. Bazı yerlerde espriler arka arkaya geldi, bazıları kendinden geçti=)) Ben o kadar gülmedim ama güldüm yani. Özellikle taziye ve kız isteme sahneleri beni baya güldürdü. 

Bu sefer Sermiyan Midyat kendini biraz ön plana almış. İlkinde Demet Akbağ ön plandaydı. Sermiyan Midyat' ın sahneleri en komik sahneler olduğu için onun ön planda olması hoşuma gitti. Bir diğer dikkat çeken karakter ise kesinlikle Dede. Ona da pek güldüm.Aslına bakarsınız her karakter çok komikti. Gülmek istiyorsanız kesinlikle gidin derim. 

Ayrıca filmin sonunda da şaşıracaksınız, ben şaşırdım açıkçası=) Bu film hayal ürünüdür derken bunu kastetmişler  galiba. 

İyi Seyirler!

12 Kasım 2013 Salı

1KİTAP PARİS VE LONDRA' DA BEŞ PARASIZ - GEORGE ORWELL

Bugün çok severek okuduğum bir kitabı tanıtacağım. George Orwell deyince herkesin aklına "Hayvan Çiftliği" ve "1984" geliyor. Doğruyu söylemek gerekirse bu kitabından benim de haberim yoktu, tesadüf eseri gördüm ve hemen aldım. 

Ben normalde bir kitap alacağım zaman mutlaka o kitap hakkında bilgi sahibi olurum. Herkes aynı kitabı sevecek diye bir şey yok tabi ama en azından konusu nedir, türü nedir bunlara bakarım. Bu sefer ise yazarın ismini gördüm ve aldım. 

Bu sefer Orwell gençlik yıllarında yaşadığı sıkıntıları kaleme almış, bir tür otobiyografi diyebiliriz yani. Sıkıntı deyince ufak tefek sorunlar sanmayın. Günlerce aç susuz kalmış, böceklerin arasında yaşamış, yerden topladığı sigara izmaritleriyle geçinmiş. Bu yaşananları öyle güçlü, öyle etkili, öyle detaylı anlatmış ki gerçekten açlığın, sefaletin ne demek olduğunu anlıyorsunuz. Öyle ki bazı bölümlerde (okurken kendimi çok kaptırıyorum) kitabın içine girip yardım edesim geldi. 

Ama şöyle de bir şey var ki, sanırım George Orwell'a ün kazandıracak kitapları yazmasını sağlayan da bu sefalet oldu. Hayvan Çiftliği kitabında şöyle bir söz vardır; Bütün hayvanlar eşittir ama bazıları daha eşittir. 

İyi Okumalar!

11 Kasım 2013 Pazartesi

1KÜÇÜK ALIŞVERİŞ

Dün bir türlü sıra gelmeyen ama çok sevildiğini bildiğim Ahmet Ümit' in Beyoğlu Rapsodisi ile Kürşat Başar' ın Başucumda Müzik i aldım. Her 2 kitabın da seveni çok fazla bu yüzden seveceğimi düşünüyorum. Yanına da bu İngilizce kitabı ekledim. Evdekileri bitirmeden yeni kitap almayacağım diyorum ama görünce dayanamıyorum işte. 

Okuduktan sonra yorumları gelecek. Umarım ben de severek okurum.


İyi Okumalar!

7 Kasım 2013 Perşembe

1YABANCI DİZİ- SEINFELD

Bugün sizlere çok tesadüfi olarak izlemeye başladığım bir diziden bahsedeceğim. İzleyenler var mı bilmiyorum, ben daha önce hiç duymamıştım. Bana bir dizi tavsiye edin dediğimde de tavsiye eden olmamıştı. Oysa çok izlenen , yayınlandığı dönemde baya meşhur olan bir diziymiş. 


Dizi 1989-1998 yılları arasında 9 sezon yayınlanmış ve Emy ödülü kazanmış. Aslında sitcom demek daha doğru olur . Hatta hatırladığım kadarıyla dizinin senaristi Jerry Seinfeld sitcom u ilk uygulayan kişi.
Jery Seinfeld hem diziyi yazan kişi hem de başrol oyuncularından biri. Dizi onun adını taşığı için başrol onun gibi duruyor ama diğer 3 ana karakter yanında baya sönük kalıyor. 4 tane başrol var diyebiliriz yani. Bir sürü de yan karakter var ki onlarında ana karakterlerden aşağı kalır yanı yok hani. 
Dizi New York' da geçiyor ama Los Angeles' da çekiliyormuş. Karakterlerin hepsi birbirinden eğlenceli. Hele George Costanza muhteşem, muhteşem=) İlk bölümlerde George biraz arka planda ama bölümler ilerledikçe George başrole oturuyor diyebiliriz aslında.
Elaine Benes biraz gıcık bir karakter. Kendini beğenmiş, ukala ve kıskanç. Aslında ilk bölümlerde baya sevmiştim ama sonlara doğru iyice çekilmez bir kız oldu. 
Cosmo Kramer' ın hareketleri, mimikleri çok iyi.
Bunların dışında George' un patronu, Kramer' ın avukatı ve Newman muhteşem.

*Görseller internetten alınmıştır

Ayrıca bu dizi Amerika' yı daha iyi tanımamıza yardımcı oluyor. Bizim daha yeni yeni yapmaya başladığımız şeyler 20 yıl önce orada yapılıyormuş. Mesela bölümün birinde arabalarını engelli yerine park ediyorlar. Sonra başlarına gelmeyen kalmıyor. Biz 2013 yılında daha öğrenemedik bunu=/
Ülkemize yeni gelmiş olan Oreo bisküvisini onlar o zaman yiyor mesela.Bunun gibi daha bir sürü şey var. Bol bol marka duyacaksınız.
Ben şu an son sezona geldim. Hiç bitmesini istemiyorum. Benim gibi komedi seviyorsanız mutlaka izleyin derim. 

İyi Seyirler!

4 Kasım 2013 Pazartesi

1 KİTAP VE DAĞLAR YANKILANDI-KHALED HOSSEINI



Merhabalar;

Kitap, Sabır' ın 2 çocuğuna (Peri ve Abdullah) anlattığı hikaye ile başlıyor. Zaten bu hikayeden sonra gidişat ile ilgili fikir sahibi oluyorsunuz. Bir süre Peri ve Abdullah ile devam eden kitap daha sonra başka başka karakterlerin hayatlarını anlatmaya başlıyor. Söylemem gerekir ki bu durum hiç hoşuma gitmedi.Tam birinin hayatına adapte oluyorum, kendimi o karaktere odaklıyorum anında başka bir karaktere geçiyor. Keşke Peri ya da Abdullah üzerinden gitseydi ya da en azından birine ağırlık verseydi. 

Kitabın sonunda bir kavuşma bölümü var. Bunun olacağını bilerek okudum kitabı ama hiç beklediğim gibi olmadı. Çok sıradan , sönük bir kavuşmaydı. Yalnız Thalia ' nın anlatıldığı bölümleri çok sevdim, bir çırpıda okudum. Hatta keşke bütün kitap bu karakterin üzerinden gitseymiş dedim. 


Diğer Hosseini kitapları gibi burada da çoğunluk Afganistan' da geçiyor. Diğer 2 kitabından aldığım tadı bu kitaptan alamadım. Belki de beklentilerimi çok yüksek tuttum bilemiyorum. Bana göre Hosseini kitap sıralaması şöyledir;

1- Bin Muhteşem Güneş
2- Uçurtma Avcısı
3- Ve Dağlar Yankılandı

İlk 2 kitabı şiddetle tavsiye ederim.

Bu arada çeviriyi yapan Püren Özgören çok başarılı.

İyi Okumalar!

3 Kasım 2013 Pazar

1KİTAP 1 FİLM ANAYURT OTELİ - YUSUF ATILGAN, ÖMER KAVUR

Bir önceki postumda Aylak Adam' ın dilinin farklı olduğundan bahsetmiştim. Meğer Yusuf Atılgan' ın tarzı buymuş. Bu kitabın ilk sayfalarında da aynı şeyi hissettim çünkü. İlk sayfalarda biraz sıkıldım ama sayfalar ilerledikçe yeni yeni duygulara kapıldım. 


Kitabın ana karakteri olan Zebercet 30' lu yaşlarda içine kapanık, sakin sessiz, kendi halinde bir adamdır. Babasının ölmesi üzerine onun çalıştığı oteldeki işi devralmıştır. Zaten otelde kendisinden başka temizlik, yemek işlerine bakan bir de kadın vardır sadece. 

Bir gün otele çok güzel bir müşteri gelir ve bu müşteri yalnız Zebercet' in ruhuna işler. Kadın 1 gün kalır ve tekrar geleceğini söyleyerek otelden ayrılır. Zebercet o günden sonra hep bu kadının döneceği ümidiyle yaşar. Yeni elbiseler alır, traş olur ama kadın bir türlü gelmez. Bu durum, zaten zor  olan Zebercet' in hayatını iyice yaşanmaz bir duruma getirir. Yalnızlığı, cinselliği, hırçınlığı had safhada yaşamaya başlar. Öyle bir duruma gelir ki oteli tamamen kapatıp müşterilere yer yok diyerek gelenleri geri çevirir. 

Yalnız okuduktan sonra farkettiğim bir şey oldu. Aylak Adam Bay.C. ile Zebercet birbirlerine çok benzer insanlar. Bay C daha sosyal daha varlıklı iken Zebercet asosyal ve pek varlıklı değil ama iç dünyaları neredeyse tamamen aynı. İkisi de bir kadını bekliyor. İkisi de çok iyi gözlemci.  Anayurt Oteli Aylak Adam' dan 15 yıl sonra yazılmış. Bay C 20' li yaşlardayken, Zebercet 30' lu yaşlarda. Sanki birbirlerinin hayatını devam ettirmişler gibi geldi bana. Sanki Yusuf Atılgan farklı sosyal sınıflarda olan 2 insanın da aynı ruh haline sahip olabileceğini göstermiş gibi. 

Kitabın sonunu söylemeyeceğim ama şaşırmadığımı belirtmek isterim.

Bu arada Zebercet kızlara konulan bir isimmiş ve anlamı zümrüt kadar değerli olmayan bir süs taşı. İlginç değil mi?

*Görsel internetten alınmıştır.

 ,  
110 Dak.


Kitabı bitirdikten sonra filmini izledim. Filme uyarlaması zor bir kitap olmasına rağmen çok başarılı buldum. Zebercet' in karanlık dünyasını çok iyi vermişler. Zebercet karakteri Macit Koper için yazılmış sanki. Bu kadar mı karaktere uygun olunur. Otel de çok güzel, çok severim zaten bu tarz otelleri. 1 günlük otel müşterileri bile tanıdığımız, sevdiğimiz isimler. Serra Yılmaz' ı da es geçmemek lazım tabi. 


Kitabı da filmi de çok çok beğendim. Kesinlikle Türk sineması için kült sayılacak yapıtlardan. 

İyi Seyirler, İyi Okumalar!

1KİTAP AYLAK ADAM - YUSUF ATILGAN,

"Bana önerebileceğiniz kitap var mı?" diye kime sorsam bu kitap mutlaka önerilerin arasında oluyordu. Ben de bu önerilere daha fazla kayıtsız kalamadım ve hemen alıp okumaya başladım.


Kitap, herşeye karşı duran, sıradanlığı sevmeyen, herkes gibi düşünmeyen Bay C.' yi anlatıyor. Kahramanımızın bir işi yok, bulmak için de uğraşmıyor ama kafayı sokak adlarına takabiliyor. Böyle farklı bir adam, Aylak Adam.

Açıkçası ilk sayfalarda çok sıkıldım, sanırım bitiremeyeceğim deyip yarıda bırakmak istedim. Bu muymuş o kadar övdükleri kitap dedim. Başlarından hiçbir şey anlamadım, kim kimmiş, kim kime selam verdi, bu kimmiş, şu kimmiş soruları kafamın içinde dönüp durdu. 

Sayfalar ilerledikçe hem anlatıma hem de C.' ye alışmaya başladım. 

Kitabı "birşey olacak mı?" düşüncesiyle okumayın, daha çok bir durum romanı. Okurken "iyi ki okudum ama okumasam da olurdu" dedim fakat kitap bittikten sonra bazı düşünceler aldı beni. 

Geri dönüp baktığımda da altı çizili bir sürü cümle gördüm.En sevdiğim şu oldu mesela;

Yoksa her şey ben olmadığım zaman, benim olmadığım yerlerde mi oluyordu?

Geçmek bilmez, uzun 'üç-dört dakika' lar yaşamıştı; biliyordu.

Siz okudunuz mu, beğendiniz mi?

Sevgiyle Kalın!

29 Ekim 2013 Salı

1FİLM BENİM DÜNYAM - UĞUR YÜCEL


Dün akşam filmi izleme fırsatı buldum. Konusuna yeniden değinmeyeceğim çünkü bir önceki yazımda anlatmıştım zaten. 

Bildiğiniz gibi film Black filminden esinlenilmiş. Aslında esinlenme demek az kalır birebir aynısı demek daha doğru. Sadece bazı sahneler farklılaştırılmaya çalışılmış ama diyaloglar aynı. 

Orjinalini izleyince ister istemez karşılaştırma yaparak izledim. Küçüklüğünü oynayan kız (Melis Mutluç) için şansız bir rol çünkü orjinalinde bu rolü oynayan kız öyle başarılı ki karşılaştırma bile yapamıyorum. 

Beren Saat' ide hiç başarılı bulmadım. Görmeyip duymadığına inandıramadı beni, en ufak bir duygulanma yaşamadım. Black filminde bu karakteri oynayan kişi devamlı konuşmaya çalışıyor, oturması, kalkması, yürüyüşü bile farklı. Beren Saat ise gören birini oynar gibi oynamış. Filmin sonuna doğru konuşmaya çalışıyor da sesini duyuyoruz. Kısacası hiç hiç beğenmedim.

Uğur Yücel fena değildi. Hastane sahnelerinde nispeten daha başarılıydı. 

Filmin en başarılı oyuncusu Ayça Bingöldü. Bakışı, mimikleri orjinalini aratmadı benim için.

Filmi çok başarısız buldum. Herşeyi alıp kopyalıyorsun bari oyunculukları da kopyala. Ben illa filmi izleyeceğim derseniz de orjinalini izlemeden izleyin bence yoksa hiç tat almazsınız. Filmin yarısı kahkahalarla izledi filmi, buradan anlayın ne kadar kötü olduğunu=)

Beren Saat yerine tanınmamış bir isim oynasaydı daha başarılı olurdu bence.

İyi Seyirler!

28 Ekim 2013 Pazartesi

1FİLM BLACK- SANJAY LEELA BHANSALI

 

Son zamanlarda bu filmin adını çokça duyar olduk. Bunun sebebi de "benim dünyam" filminin bu filmden çalıntı olduğu iddiaları. Bununla ilgili pek çok iddia ortaya atıldı. Çalıntı değil esinlenme dediler. Benim dünyam filmini izlemediğim için bu konu hakkında yorum yapamayacağım.

122 Dak.

IMDB Puanı: 7,9

Filmde kör ve sağır bir kızın öğretmeni sayesinde hayata tutunmasını anlatıyor. Öğretmen sıradan bir öğretmen değil, hayatını, görmeyen ve  duymayan insanlara "ışık" olmaya adamış bir öğretmen. Ailenin maddi durumu çok iyi olmasına rağmen kızlarına nasıl davranacaklarını bilmiyorlar ve böylece öğretmen Michelle ile biraraya geliyor. Aralarında gerçekten çok güçlü bir bağ oluşuyor. Michelle kendi ayakları üstünde durmaya başladığı sıralarda ise öğretmen hastalanmaya başlıyor . Bu sefer roller değişiyor ve kız öğretmenine yardımcı olmaya çalışıyor. 

Ülkemizde Beren Saat' den dolayı bu rol ön plana çıktı. Yalnız bu filmi izlediğinizde göreceksiniz ki Michelle' in küçüklüğünü oynayan oyuncu ( Ayesha Kapoor) muhteşem, muhteşem, muhteşem! Kızın gerçekten kör olmadığına inanamadım. Bu kadar mı inandırıcı oynanır.

Bunun dışında filmde çok can alıcı sahneler vardı. Öğretmenin kıza ilk öğrettiği kelime "su". Yıllar sonra öğretmen hasta olup hafızasını kaybettiğinde de ilk hatırladığı kelime "su" oluyor. Bu sahne çok etkileyiciydi.

Bir başka sahne de ise , kız öğretmenini hastanede ziyarete gidiyor ve onun yatağa zincirlendiğini anlıyor. O an zincirleri koparmaya çalışması da beni benden aldı. Bu durumda bile tutsaklığı kabul etmemesi bir başka etkileyici sahneydi.



İki kardeşin durumu da çok iyi verilmişti. Michelle' in bir de Sara adında kızkardeşi var. Herkes Michelle ile ilgilendiği için o arka plana atılmış. Sara evleneceği için damat tarafı ile aile yemeği veriliyor. Burada Michelle tarafından yazılmış bir mektup öğretmeni tarafından okunuyor. Beni ağlatan bir diğer sahne de bu mektup oldu.

Kesinlikle izlemenizi tavsiye ediyorum. Mendillerinizi hazırlayın.

İyi Seyirler!


27 Ekim 2013 Pazar

1KİTAP OSMAN ŞAHİN- ÖLÜMÜN SÜT DİŞLERİ

İnstagram' dan takip edenler kitap okumayı ne kadar çok sevdiğimi görürler. Bugün ise nasıl daha önce okumamışım dediğim bir kitaptan bahsedeceğim. Hatta birilerine kitap hediye etmem gerekirse kesinlikle alacağım kitaplardan biri olacak.



Bu kitabın adını bir süre önce bir yerde okumuştum ve o günden beri aklımdaydı. Biyografi tarzında yazılmış bir kitap ama yazar sadece çocukluğunun bir bölümünü anlatıyor sadece. 

Okurken çok üzüldüm hatta ağlamış bile olabilirim kimi yerlerde. Köy Enstitüsü sınavına girmek için yalınayak çıktığı yol çok etkiledi beni. Öyle fakirler ki bütün bir yolu yalın ayak gidiyor küçük Osman. 

Birgün kahvaltıda bir kitap okudum sen de çok seversin dedim babama, yazarını sordu. Osman Şahin' i nasıl bilmezsin dedi. Meğerse sadece ben değil bu ülkede yaşayan hemen hemen herkes tanıyormuş onu. 

Sitesinden şöyle bir alıntı yapayım mesela;


40 yıllık sanat yaşamında, 12 dile çevrilen öyküler; 

30 kitap ve Türk Edebiyatından en çok uyarlanan 23 filmiyle Türk Sinemasına Ulusal & Uluslararası sayısız ödül kazandıran 32 senaryoya imza atan Şahin'in... 


Yazarın kitaplarından sinemeya uyarlanan yapıtları yazdığım zaman siz de aslında yazarı tanıdığınızı anlayacaksınız.

Yağmurdan Sonra
Kurşun Adres Sormaz
Zincir 
Keriz
Derman
Kibar Feyzo
Avcı
Dönüş 
Kan
Kurbağalar

En kısa zamanda diğer hikayelerini de okuyacağım. Zaten babamda varmış 2 tane.

Ayakkabı numaran kaç diye sorulduğunda insanın ayağının numarası mı olurmuş diye şaşıran, okulda verilen sabunları kullanmayıp annesine götüren bu çocuğun sonunda böyle başarılı bir insan olması çok mutlu etti beni. Vay be! dedim=) 

Mutlaka öneriyorum, alın okuyun!

Sevgiyle Kalın!

1KİTAP ZÜLFÜ LİVANELİ-KARDEŞİMİN HİKAYESİ

Aslında bitireli baya oluyor ama yorumlamaya anca fırsatım oldu. Normalde "en çok satanlar" kategorisi altındaki kitapları o an okumayı sevmem. Belli bir zaman geçtikten sonra okumayı tercih ederim. 

Ama bu kitabı hemen aldım. Almamda ki en büyük etken Zülfü Livaneli oldu. Ne yazsa okurum, ne çekse izlerim, ne söylese dinlerim...


Kitap ,  Ahmet Arslan' ın, yaşadığı Podima' da işlenen bir cinayeti öğrenmesi ile başlar. Okurken , buradan kardeşine nasıl bağlanacak acaba demiştim ama aslında bu durum hikayenin başlamasına neden oluyor. Bu olayı araştırmak için Podima' ya genç bir gazeteci geliyor ve kahramanımız bu kızdan hoşlanmaya başlıyor. Bu sebeple de onun kalmasını sağlamak için kardeşinin hikayesini anlatmaya başlıyor.

Romanla ilgili çok detay vermeyeceğim ama çok şaşıracağınızı söyleyebilirim. Kitabın sonunda cinayetin kimin işlediğini öğreneceksiniz ki bunu bekliyordum zaten . Ama bir de hiç aklıma gelmeyen bir son daha karşıladı beni. 

Diğer Livaneli kitaplarından daha farklı bir dil, anlatım kullanılmış. Örneğin, -miş, - mış anlatımlar var. Bazılarını itebilir bu durum ama ben sevdim. 

Gazeteci kız karakterini pek sevmedim, hareketleri mantıksız geldi

Ben, bitmesin diye yavaşlamasam 1 günde bitecek bir kitaptı. 

Kitabı sevmedim diyemem ama bir Serenad olmadı yani. İçinizde hala Serenad' ı okumayan var mı? Varsa hemen gidip alsın bence.

Yine de farklı sonu, değişik anlatımıyla iyi ki okudum diyorum. 

Siz de okudunuz mu? Yorumlarınızı merak ediyorum.

Sevgiyle Kalın!

1KİTAP DARIEN GEE- DOSTLUK EKMEĞİ


D&R indiriminden kapağına bakarak 9,90 TL' ye almıştım bu kitabı. Kapağı çok albenili gerçekten, ARKADYA yayınları bu işi iyi biliyor. 
Ama üzülerek söylüyorum ki kitabın güzelliği kapak ile sınırlı kaldı. Bikere anlatım hiç akıcı değil, olaylar bi yere bağlanmıyor. Karakterler birbirinden çok kopuk. 
Bana yeni birşeyler öğretmeyen, düşündürmeyen, içine almayan, okuduktan sonra hayaller kurdurmayan, güldürmeyen, kızdırmayan kitapları sevmiyorum. 
Yalnız kitabın sonunda değişik ekmek tarifleri var, deneyebilirim bunları.
Bu kitabı okuduktan sonra hiçbir duygu  değişimi olmadı ben de. 
Yorumlara baktım, seveni de var. Belki siz de seversiniz.
Bu arada değinmeden edemeyeceğim, Arkadya yayınları kitaplarının içinden çıkan ayraçlar pek güzel, püsküllü falan=)

Sevgiyle Kalın!

1KITAP; DAN BROWN- CEHENNEM

Dan Brown' un ilk kitabı hariç bütün kitaplarını ilk gün gidip aldım ve bir çırpıda okudum. Eğer hala bir Dan Brown kitabı okumayan varsa hemen şimdi gidip alsın derim. 





Bütün kitaplar benim için yazılmış sanki. İçinde kültür, macera, tarih herşey var. 
Kitapların turizm sektörüne de çok faydası var. Anlatım o kadar güzel ki bir an önce o yerleri görmek istiyorsunuz. Mesela Louvre müzesi, Vatikan...
Bu kitabın ise İstanbul turizmine etkisi olacağı düşünülüyor çünkü bu sefer ki macera İstanbul' da bitiyor. Zaten duyduğuma göre şu an Ayasofya ve Yerebatan' da turist patlaması yaşanıyormuş. 
Kitaba dönecek olursak, okuyanlar bilir kitapların ana kahramanı aynı kişidir; Robert Langdon. Kendisi simge bilimci. Hatta kitabı okurken "ne güzel bir iş , keşke böyle bir işim olsaydı" diyen de çok olmuştur eminim.=).
Ben bu tarz kitapları okurken, kitapta adı geçen yerleri araştırırım. Böyle daha keyifli oluyor. Şimdi o fotoğraflardan birkaçına bakalım;

Eğer kitabı okuduysanız bu resmi çok duydunuz, yok okumadıysanız da çok duyacaksınız.

Boticelli' nin cehennemin haritası adlı resmi. 


Bir diğer çok önemli resim;

Batmış cesetler üzerinde kürek çeken Phlegyas resmi- Stradanus


 Yine sık sık önünüze gelecek diğer bir resim
Ben de buna benzer hayal etmiştim , görmeden önce=)

Langdon' un defalarca rüyasında gördüğü Malebolge' nin resmi.


Kitabın en önemli unsuru; Veba Maskesi;


Vee meşhur Dante Alighieri;


Medici' lerin evi;


Buontalenti mağarası. Hatta bi ara kitabın kahramanları burada saklanıyor.



Beş yüz salonu, muhteşem değil mi;



Bir diğer önemli ayrıntı. Dante' nin ölüm maskesi;


Beatrice ve Dante;


Beatrice' in kabri;


lorenzo Ghiberti' nin cennetin kapıları;


Kahramanımızın giydiği Harris Tweed ceket;


Sospiri (Ahlar) köprüsü;


İşte İstanbul işte Ayasofya;


Ayasofya İsa mozaiği;


Yerebatan Sarnıcı;


*görseller internetten alıntıdır.

Kitapta  en çok adı geçen resimleri koydum. Hepsini koymam mümkün değildi zaten. O kadar çok isim adı geçiyor ki. Ben hepsine teker teker baktım, bilgilendim.

Çok şaşıracağınız yerler olacak, şimdiden söyleyeyim.
Sevgiyle Kalın!

Dipnot: hala en sevdiğim Dan Brown kitabı; melekler ve şeytanlar.