Yerli Film etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Yerli Film etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

15 Kasım 2013 Cuma

1FİLM HÜKÜMET KADIN2 - SERMİYAN MİDYAT

Merhabalaar=)
Bugün Pazartesi gittiğim ama yeni yazma fırsatı bulduğum Hükümet Kadın2 filminden bahsedecğim.

*Görsel internetten alıntıdır


Filmin konusu, Sermiyan Midyat' ın gerçek babaannesinin Güneydoğu' nun ilk kadın Belediye Başkanı olmasına dayanıyor. Eğer ilkini izlemediyseniz direk 2.' yi izleyerek başlayabilirsiniz çünkü bu ilkinin 5-6 yıl öncesini anlatıyor. 

İlkini izlerken Vizontele izliyorum hissine kapılmıştım ama bu sefer, Hükümet Kadın 1' in devamını izliyorum dedim. İlkinde dram daha çoktu ama bunda neredeyse hiç yoktu desem yeridir. 

Ama bu filmin daha komik olduğunu kesinlikle söyleyebilirim. Bazı yerlerde espriler arka arkaya geldi, bazıları kendinden geçti=)) Ben o kadar gülmedim ama güldüm yani. Özellikle taziye ve kız isteme sahneleri beni baya güldürdü. 

Bu sefer Sermiyan Midyat kendini biraz ön plana almış. İlkinde Demet Akbağ ön plandaydı. Sermiyan Midyat' ın sahneleri en komik sahneler olduğu için onun ön planda olması hoşuma gitti. Bir diğer dikkat çeken karakter ise kesinlikle Dede. Ona da pek güldüm.Aslına bakarsınız her karakter çok komikti. Gülmek istiyorsanız kesinlikle gidin derim. 

Ayrıca filmin sonunda da şaşıracaksınız, ben şaşırdım açıkçası=) Bu film hayal ürünüdür derken bunu kastetmişler  galiba. 

İyi Seyirler!

3 Kasım 2013 Pazar

1KİTAP 1 FİLM ANAYURT OTELİ - YUSUF ATILGAN, ÖMER KAVUR

Bir önceki postumda Aylak Adam' ın dilinin farklı olduğundan bahsetmiştim. Meğer Yusuf Atılgan' ın tarzı buymuş. Bu kitabın ilk sayfalarında da aynı şeyi hissettim çünkü. İlk sayfalarda biraz sıkıldım ama sayfalar ilerledikçe yeni yeni duygulara kapıldım. 


Kitabın ana karakteri olan Zebercet 30' lu yaşlarda içine kapanık, sakin sessiz, kendi halinde bir adamdır. Babasının ölmesi üzerine onun çalıştığı oteldeki işi devralmıştır. Zaten otelde kendisinden başka temizlik, yemek işlerine bakan bir de kadın vardır sadece. 

Bir gün otele çok güzel bir müşteri gelir ve bu müşteri yalnız Zebercet' in ruhuna işler. Kadın 1 gün kalır ve tekrar geleceğini söyleyerek otelden ayrılır. Zebercet o günden sonra hep bu kadının döneceği ümidiyle yaşar. Yeni elbiseler alır, traş olur ama kadın bir türlü gelmez. Bu durum, zaten zor  olan Zebercet' in hayatını iyice yaşanmaz bir duruma getirir. Yalnızlığı, cinselliği, hırçınlığı had safhada yaşamaya başlar. Öyle bir duruma gelir ki oteli tamamen kapatıp müşterilere yer yok diyerek gelenleri geri çevirir. 

Yalnız okuduktan sonra farkettiğim bir şey oldu. Aylak Adam Bay.C. ile Zebercet birbirlerine çok benzer insanlar. Bay C daha sosyal daha varlıklı iken Zebercet asosyal ve pek varlıklı değil ama iç dünyaları neredeyse tamamen aynı. İkisi de bir kadını bekliyor. İkisi de çok iyi gözlemci.  Anayurt Oteli Aylak Adam' dan 15 yıl sonra yazılmış. Bay C 20' li yaşlardayken, Zebercet 30' lu yaşlarda. Sanki birbirlerinin hayatını devam ettirmişler gibi geldi bana. Sanki Yusuf Atılgan farklı sosyal sınıflarda olan 2 insanın da aynı ruh haline sahip olabileceğini göstermiş gibi. 

Kitabın sonunu söylemeyeceğim ama şaşırmadığımı belirtmek isterim.

Bu arada Zebercet kızlara konulan bir isimmiş ve anlamı zümrüt kadar değerli olmayan bir süs taşı. İlginç değil mi?

*Görsel internetten alınmıştır.

 ,  
110 Dak.


Kitabı bitirdikten sonra filmini izledim. Filme uyarlaması zor bir kitap olmasına rağmen çok başarılı buldum. Zebercet' in karanlık dünyasını çok iyi vermişler. Zebercet karakteri Macit Koper için yazılmış sanki. Bu kadar mı karaktere uygun olunur. Otel de çok güzel, çok severim zaten bu tarz otelleri. 1 günlük otel müşterileri bile tanıdığımız, sevdiğimiz isimler. Serra Yılmaz' ı da es geçmemek lazım tabi. 


Kitabı da filmi de çok çok beğendim. Kesinlikle Türk sineması için kült sayılacak yapıtlardan. 

İyi Seyirler, İyi Okumalar!

29 Ekim 2013 Salı

1FİLM BENİM DÜNYAM - UĞUR YÜCEL


Dün akşam filmi izleme fırsatı buldum. Konusuna yeniden değinmeyeceğim çünkü bir önceki yazımda anlatmıştım zaten. 

Bildiğiniz gibi film Black filminden esinlenilmiş. Aslında esinlenme demek az kalır birebir aynısı demek daha doğru. Sadece bazı sahneler farklılaştırılmaya çalışılmış ama diyaloglar aynı. 

Orjinalini izleyince ister istemez karşılaştırma yaparak izledim. Küçüklüğünü oynayan kız (Melis Mutluç) için şansız bir rol çünkü orjinalinde bu rolü oynayan kız öyle başarılı ki karşılaştırma bile yapamıyorum. 

Beren Saat' ide hiç başarılı bulmadım. Görmeyip duymadığına inandıramadı beni, en ufak bir duygulanma yaşamadım. Black filminde bu karakteri oynayan kişi devamlı konuşmaya çalışıyor, oturması, kalkması, yürüyüşü bile farklı. Beren Saat ise gören birini oynar gibi oynamış. Filmin sonuna doğru konuşmaya çalışıyor da sesini duyuyoruz. Kısacası hiç hiç beğenmedim.

Uğur Yücel fena değildi. Hastane sahnelerinde nispeten daha başarılıydı. 

Filmin en başarılı oyuncusu Ayça Bingöldü. Bakışı, mimikleri orjinalini aratmadı benim için.

Filmi çok başarısız buldum. Herşeyi alıp kopyalıyorsun bari oyunculukları da kopyala. Ben illa filmi izleyeceğim derseniz de orjinalini izlemeden izleyin bence yoksa hiç tat almazsınız. Filmin yarısı kahkahalarla izledi filmi, buradan anlayın ne kadar kötü olduğunu=)

Beren Saat yerine tanınmamış bir isim oynasaydı daha başarılı olurdu bence.

İyi Seyirler!